Parlayan Yıldız: Kimya Sektörü
Biz belki farkında değiliz ama Türkiye artık lokomotif sektörlerini değiştiriyor. Türkiye’de ihracat-üretim-istihdam deyince akla ilk gelen sektörler şüphesiz tekstil, otomotiv. Bunlardan özellikle de tekstilin pabucu dama atılıyor gibi. Bu sektörler zirvedeki yerlerini koruyorlar ancak kimya, bilişim sektörleri de hatırı sayılır şekilde yanlarına yaklaşmış gözüküyor. Özellikle de kimya. Kimya sektörü belki de birkaç sene sonra Türkiye’nin lokomotif sektörlerinin başında yer alacak. Türkiye’de, gelecek 50 yılın en parlak sektörlerinin başında gösteriliyor kimya sektörü. Sektörün ağırlığı ithalata bağlı, içeride de üretimi teşvik edilen ve büyüyen bir sektördür.
Sektör, Türk sanayisinin temel taşı niteliğindedir. Türk sanayisinin olmazsa olmaz yapı harcı kimya sektöründen geçmektedir. Neredeyse her ürünün hammaddesini,birçok sektörün girdisini kimya sektörü sağlamakta. 2005’in ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35.4 artışla, yaklaşık 2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektörün, 2005 sonunda bu rakamı 7 milyar dolara yükseltti. Geçen yıl ocak-nisan döneminde 1,5 milyar dolar olan kimya sektörü ihracatının gübreler, mineral yakıtlar, mineral yağlar, anorganik kimyasallar gibi ürünlerin ihracatındaki artışla 2 milyar dolara ulaştığı bildirildi. Biz de kimya sektörünün önemini farkettik ve kimya sektörünü incelemeye aldık. Kimya sanayi, otomotiv, deri ürünleri, cam, tekstil ve kağıt ürünleri gibi birçok sektöre girdi sağlamaktadır. Tekstil sektörü girdilerinin %15'i, deri ürünleri sektörü girdilerinin % 12'si, kağıt sektörü girdilerinin % 50'den fazlası kimya sektöründen temin edilmektedir. Kimya sanayiinin toplam imalat sanayi üretimindeki payı % 30'dur. Toplam imalat sanayiindeki firmaların yaklaşık % 3'ü kimya sanayiinde yer almaktadır. Sektörde 77 bin kişi istihdam edilmekte olup, toplam istihdam içindeki payı % 7 dir. Sektörde yaklaşık 4286 firma faaliyette bulunmaktadır. Bunların 95 adedi büyük ölçekli, 208'i orta, diğerleri ise küçük ölçekli firmalardır. Bu firmaların çoğu İstanbul, İzmir, Kocaeli, Adana, Gaziantep ve Ankara'da faaliyet göstermektedir.
Kimya sektörü ürünleri oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Sektör, temizlik ürünleri, boya, kozmetik ürünleri, ilaçlar gibi tüketim mallarının yanı sıra, tarım sektörü için gübreler ve tarım ilaçları, kimya sanayinin de dahil olduğu imalat sanayinin ihtiyaç duyduğu organik ve inorganik kimyasallar, boyalar, lâboratuar kimyasalları, termoplastikler, ve benzeri ürünleri üretmektedir. Sektör ürünlerinin tüketim alanlarının yaygın oluşu nedeniyle, kimya sanayinin gelişimi ile ekonomin gelişimi yakından ilgilidir. Kimya sanayi üretimi içinde önde gelen sektörler, petrokimyasallar, gübreler, ilaçlar, sentetik elyaf ve iplikler, sabun ve deterjanlar ile boyalar olarak sayılabilir. Toplam üretim içinde petrokimyasalların payı % 30, gübrelerin payı ise % 25'dir. Türkiye'de petrokimyasallar üretimine 1970'te başlanmıştır. Sektörde hammadde temini % 35 yerli üretimle karşılanmaktadır ve çoğu PETKİM- Petrokimya Holding A.Ş. tarafından üretilmektedir. Geri kalan miktar ise ithal edilmektedir. Şu anda PETKİM'in bünyesinde, petrokimyasallar üretimi yapan İzmir Aliağa Kompleksi ve TÜPRAŞ'a satılan Kocaeli Yarımca Kompleksi, polietilen, polistiren, polipropilen, polivinilklorür gibi temel plastik hammaddeleri ile etilen glikol, ftalik anhidrit, tereftalik asit, karbon karası gibi ana kimyasal hammaddeleri üretmektedirler. Türk kauçuk sanayi, otomotiv sanayiindeki gelişmelere bağlı olarak, çok hızlı bir gelişme kaydetmiştir. Petkim Yarımca Kompleksi, ülkemizdeki tek sentetik kauçuk üretimi yapan kuruluştur. Bu kuruluş, 1 Kasım 2001 tarihinden itibaren TÜPRAŞ bünyesine katılmış olup, Tüpraş-Körfez Petrokimya ve Rafineri Müdürlüğü unvanıyla faaliyetine devam etmektedir. İç pazardaki toplam kauçuk tüketiminin % 49'u söz konusu kuruluş tarafından karşılanmaktadır. Zengin bir tarım ülkesi olan Türkiye güçlü bir gübre sanayiine sahiptir. Gübre üretimine 1939 yılında Karabük Demir Çelik tesislerinde az miktarlarda başlanılmış; üretim 1954 yılından sonra artmıştır. Günümüzde, sektörde altı firma faaliyet göstermektedir. Başlıca üretilen gübreler AN26, AS, DAP, TSP, üre ve kompoze gübrelerdir. Fakat son yıllarda kompoze ve TSP dışında kurulu kapasite, ancak iç talebi karşılayabilmektedir. Özellikle, ülkemizin en büyük projelerinden biri olan GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile 1.7 milyon hektarlık tarım alanının da ortaya çıkması, gübre sanayiinde yeni yatırım ihtiyacını daha da artırmıştır. İlaçlar, sabun ve deterjanlar, soda, krom kimyasalları, bor kimyasalları, boyalar, sodyum sülfat, yağ asitleri ve uçucu yağlar, kimya sanayi üretiminde önde gelen ürünlerdir. Ülkemizde temizlik ürünleri pazarının % 88'ini deterjan % 12'sini ise sabun oluşturmaktadır. Temizlik ürünleri sanayi talebin çok üzerinde bir üretim kapasitesine sahiptir. Kapasite kullanım oranının % 55-60 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Sabun ve Deterjan Sanayicileri kayıtlarına göre, sektörde deterjan üretim kapasitesi 1.3 milyon ton, sabun sektörünün toplam üretim kapasitesi ise 550 bin tondur. Sektörde 709 firma faaliyet göstermekte olup, toplam 10 bin kişi istihdam edilmektedir. Toz deterjan üretiminin % 90'ını 9 büyük firma gerçekleştirmektedir. Krem deterjanlarda ise aynı durum söz konusu değildir. Üretimin önemli sayılabilecek bölümü Güneydoğu Anadolu bölgesinde faaliyet gösteren ufak işletmelerce sağlanmaktadır. Likit deterjanlarda da markalı ve kaliteli deterjan üreticilerinin sayısı az olmasına rağmen, bu sahada üretimlerini sürdüren birçok bölgesel firma mevcuttur. Sabun sektörünün toplam kapasitesinin % 72'sini 10 büyük firma gerçekleştirmektedir. Geri kalan üretim ise çok sayıda küçük firma tarafından yapılmaktadır. İlaç sektöründe 85'i ilaç üreticisi, 11'i hammadde üreticisi, 38'i ithalatçı olmak üzere toplam 134 firma faaliyet göstermektedir. Bu kuruluşlardan Sosyal Sigortalar Kurumu İlaç ve Tıbbi Malzeme Müessesesi ile Milli Savunma Bakanlığı Ordu İlaç Fabrikası kamu sektörüne, diğerleri özel sektöre aittir. Sektörde 35 adet yabancı sermayeli firma bulunmakta olup, bunlardan 8'i üreticidir. Diğerleri ilaçlarını fason üretimle, ya da ithal ederek piyasaya vermektedir. İlaç hammaddesi üreten 11 adet firma mevcuttur. Bunlardan 10 tanesi özel sektör, bir tanesi ise kamuya aittir. Özel sektördeki firmalardan 1 tanesi yabancı sermayelidir. Sektörde antibiyotikler ve analjezikler başta olmak üzere fermantasyon, ekstraksiyon ve sentez yoluyla birçok ilaç etken maddesi üretilmektedir. İlaç üretiminde kullanılan hammaddelerin yaklaşık % 80'i ithalatla sağlanmaktadır. Boya sektöründe, 9 büyük firmanın yanı sıra 350 atölye tipi, siparişe ve fiyata bağlı üretim yapan ve boya pazarının yaklaşık % 40'a yakın kısmını elinde bulunduran, küçük ve orta ölçekli üreticiler de bulunmaktadır. Boya sanayiinin % 63'ünü inşaat boyaları oluşturmaktadır. Son yıllarda oto ve toz boyalarında önemli ölçüde artış olmuştur. Oto boyaları pazarının, otomotiv sektöründeki gelişmeler paralelinde daha da büyüyeceği tahmin edilmektedir. Aynı gelişme toz boyalarında da devam edecektir
Türkiye Ortadoğu'daki en büyük soda fabrikasına sahiptir ve ülkemizdeki tek soda külü üreticisi olan Soda Sanayi A.Ş. 750.000 ton/yıl kapasitesi ile Dünya soda külü kapasitesinin % 1,67 sine sahiptir. Bu fabrikada sodanın yanı sıra, sodyum bikarbonat ve sodyum silikat de üretilmektedir. Ayrıca Ankara-Beypazarı'nda, dünyanın ABD'den sonra en büyük soda külü (trona) yatakları bulunmaktadır. Türkiye'deki trona rezervi 200 milyon tondur. Yer altı işletmecilik yöntemleri ile 1.8 milyon ton civarında trona madeni çıkartılıp, 1milyon ton doğal soda külü ve türevleri elde edilecektir. Bu proje ile ilgili çalışmaları Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Park Holding konsorsiyumu tarafından oluşturulan Eti Soda A.Ş. yürütmektedir. Eti Soda A.Ş. çalışmalara başlamıştır. Dünya krom cevheri ihracatının ilk sıralarında yer alan Türkiye, krom kimyasalları üretiminde de oldukça iyi bir yere sahiptir. Soda Sanayi A.Ş.'nin Mersin'de kurulu olan KROMSAN tesislerinde; sodyum bikromat, bazik krom sülfat, sodyum sülfür, kromik asit ve sodyum sülfat gibi kimyasallar üretilmekte ve ihraç edilmektedir.
Türkiye, dünyadaki en büyük bor rezervlerine sahip ülkedir. Ülkemizde bor madenlerinin çıkarılması ve işlenmesi Eti Holding tarafından gerçekleştirilmektedir. Eti Holding'in, hem ham ürün olarak pazarlayabildiği hem de rafine ürün üretiminde kullandığı iki çeşit konsantre bor cevheri ( tinkal ve kolemanit) vardır. Elde ettiği başlıca rafine ürünler ise boraks pentahidrat, boraks dekahidrat, susuz boraks, borik asit ve sodyum perborat'tır. Eti Holding A.Ş. Genel Müdürlüğüne ait Eti Bor A.Ş.'ye bağlı olarak bor sektöründe faaliyet gösteren Kırka, Bandırma, Bigadiç, Kestelek ve Emet tesisleri 1.800.000 ton/yıl konsantre cevher v e yaklaşık 500.000 ton/yıl rafine ürün kapasitesine sahiptir. Türkiye ekonomisine, doğrudan ve diğer sektörlere sağladığı ara malı ile de dolaylı olarak büyük katkıda bulunan Türk kimya sanayi 2003 yılı itibari ile 10 milyar $'lık bir büyüklüğe sahiptir. Kimya sanayi üretimi içinde, önde gelen ürün grupları, petrokimyasallar, ilaçlar, temizlik maddeleri, boyalar, gübreler, inorganik kimyasallar, sentetik ve suni elyaflar, organik kimyasallardır.
Türkiye'nin Dış Ticareti
İhracat
Türkiye'nin kimya sanayi ihracatı son beş yılda her yıl ortalama % 5 oranında artış göstermiştir ve Türkiye'nin toplam ihracatının % 4'ünü oluşturmaktadır. 2002 yılında yaklaşık 1.6 milyar $ olan kimya sanayi ihracatı, 2003 yılında % 21 artarak, yaklaşık 1.9 milyar $'a ulaşmıştır. İhracatın % 60'ını nihai ürünler oluşturmaktadır. 2003 yılında, toplam kimya sanayi ihracatı içinde % 23 pay ile sabunlar, deterjanlar ve kozmetikler ilk sırayı alırken, bunu sırasıyla % 22 pay ile ana kimyasallar, % 21 ile sentetik elyaf, % 12 ile ilaçlar, % 8 ile plastik hammaddeler ve % 5 ile de boyalar ve vernikler izlemektedir. Kimya sanayi toplam ihracatının % 60'ını tüketiciye yönelik yani nihai ürünler oluşturmaktadır. İhraç edilen başlıca nihai ürünler sabunlar, ilaçlar, yıkama ve temizleme müstahzarları, şampuanlar ve boyalardır. 2003 yılında kimya sanayi ürünleri ihracatının yapıldığı başlıca ülkeler, İtalya ($ 153 milyon), İspanya ($ 126 milyon), Rusya Federasyonu ($ 112 milyon), Almanya ($ 99 milyon), ABD ($ 81milyon) dir. Diğer önemli ülkeler, Romanya, Ukrayna, Belçika, Mısır, Iran, Çin, Fransa, İsrail, Cezayir ve Bulgaristan'dır. Ülke grupları itibariyle incelendiğinde, sektör ihracatının yaklaşık % 40'ını AB ülkelerine gerçekleştirilmektedir. İhracatın giderek arttığı göz önüne alınırsa, önümüzdeki yıllarda ülkemizin dış ticaret politikası doğrultusunda mevcut pazarlar dışında, özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Bağımsız Devletler Topluluğu, Doğu Avrupa ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine kimya sanayi ihracatımızın artacağı öngörülmektedir.
İthalat
Türkiye'nin kimya sanayi ithalatı 2001 yılında 6.7 milyar dolar, 2002 yılında 8.6 milyar dolar, 2003 yılında ise 11 milyar dolar olmuştur. İthalat 2002 yılına göre % 28 oranında artış olmuştur. Kimya sanayi ithalatı ihracatın yaklaşık 5.5 katı olup, ithalatta en önemli payı kimyasallar üretiminde girdi olarak kullanılan hammaddeler almaktadır. 2003 yılında kimya sanayi mamulleri ithalatında ilk sırayı değer bazında 2.7 milyar dolar ile ana kimyasal maddeler,2.5 milyar dolar ile eczacılıkta ve tıpta kullanılan kimyasal ve bitkisel kaynaklı ürünler ve 2.4 milyar dolar ile sentetik kauçuk ve plastik hammaddeler almıştır. İthal edilen diğer önemli ürün grupları ise suni-sentetik elyaflar, kimyasal gübreler ve azotlu bileşikler, pigmentler, boyalar , vernikler, macunlar ve matbaa mürekkepleridir. 2003 yılında kimya sanayi ithalatın gerçekleştiği başlıca ülkeler Almanya ($ 1 825 milyon), İtalya ($ 815 milyon), Fransa ($ 799 milyon), İngiltere ($ 722 milyon ) ve ABD ($ 657 milyon) dir. İthalatımızdaki diğer önemli ülkeler Belçika, Hollanda, İsviçre, İspanya, İrlanda, Hindistan, Romanya, Japonya, Çin, Ukrayna, İsrail, Rusya Federasyonu, İsveç, Güney Kore ve Danimarka'dır.
Dünya Kimya Sanayi Ticareti
Dünya kimya sanayi dinamik bir sanayidir. Sanayileşmiş ülkelerde ilk üç sanayiden biridir. Dünya kimya sanayi geçen yüzyılın son çeyreğinden itibaren kömür katranı ürünleri ve boyar maddelerle başlayıp; inorganik ve organik sentezlerle 30'lu ve 40'lı yıllarda petrokimyasal ve plastik ürünlerdeki gelişmelere ve 60 - 70'li yıllarda gelinen belli bir seviyeye kadar istikrarlı bir yükselme göstermiştir. Son yıllarda farmasötik, biyokimya ve gen teknolojilerinde yaşanan çok büyük gelişmeler, dünya kimya sanayiini küresel bir düzeye ulaştırmıştır.
Üretim
Dünya kimya sanayi üretimi Batı Avrupa, ABD ve Japonya' da yoğunlaşmaktadır. Bu ülkeler toplam dünya kimya sanayi üretiminin ¾ gerçekleştirmektedirler. 2002 yılında ise dünya kimya sanayi üretimi tahmini 1 841 milyar EURO olarak gerçekleşmiştir. Dünya üretiminin yaklaşık % 29'unu (527 milyar EURO) AB ülkeleri, % 26'sını ABD (485 milyar EURO), % 13'ünü Asya ülkeleri (Japonya ve Çin hariç) (234 milyar EURO), % 10'unu Japonya (192 milyar EURO) oluşturmaktadır. Bazı kaynaklara göre, söz konusu ülkelerin dünya kimya sanayi ticaretindeki etkinliği artmaya devam edecektir. Bunun yanı sıra Asya ülkelerinin dünya pazarında rolü de artarak sürecektir. Gelişmekte olan ülkelerde kişi başına düşen kimyasal tüketimi gelişmiş ülkelere oranla düşüktür. Gelişmiş ülkelerde kişi başına tüketim Japonya'da 1.620 $, Kuzey Amerika'da 1.295 $ ve Batı Avrupa'da 1.073 $ olup, dünya ortalaması 262 $ düzeyindedir. Şu anda dünya kimyasal ürünler talebinde, AB, ABD ve Japonya % 70, diğer ülkeler ise % 30 pay almaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde gelecek yıllarda beklenen kimyasal ürünlerde talep artışı paralelinde gelişmeler yaşanması beklenmektedir.
Dış Ticaret
İhracat
Dünya kimyasallar ihracatı 2002 yılı itibariyle 600 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Dünya kimya sanayi ihracatının, toplam dünya ihracatı içindeki payı % 12.4'dür. İhracatta önde gelen ürün grupları, organik kimyasallar, plastik hammaddeleri, ilaçlar ile rejenere ve sentetik kauçuktur. İhracatta AB ülkeleri, ABD ve Japonya önde gelmektedir. AB ülkeleri içinde en büyük ihracatçılar, Almanya, Fransa, İngiltere ve Hollanda'dır.
İthalat
Dünya ithalatı incelendiğinde, önemli ihracatçı ülkelerin pek çoğunun aynı zamanda önemli ithalatçı ülkeler olduğu görülmektedir. 2002 yılı toplam dünya kimyasal maddeler ithalatının %15'ini gerçekleştiren ABD en büyük ithalatçı ülkedir. ABD'den sonra diğer önemli kimyasal maddeler ithalatçısı ülkeler ise Almanya), Fransa ve İngiltere'dir. Dünya kimya sanayi ithalatında gelişmiş ülkelerin payı % 60; gelişmekte olan ülkelerin payı ise % 25'dir. Gelişmekte olan ülkeler içinde OPEC ülkeleri en büyük payı almakta, bu ülkeleri Ortadoğu ülkeleri takip etmektedir. Türk kimya sanayi ithalatı ve ihracatında uyulması gereken bazı kurallar ve kısıtlamalar mevcuttur. Bu kısıtlamaların amacı kimyasal ürünlerin dış ticaretinin, ülke ekonomisinin yararına ve uluslararası ticaretin gereklerine uygun olarak düzenlenmesini sağlamaktır.
İthalattaki Uygulamalar:
İthalat Rejimi Kararı'nın 7. Maddesi gereğince eski, kullanılmış, yenileştirilmiş, kusurlu (defolu) ve yatık (zamanla dayanıklılığını yitirmiş) malların ithali izne tabidir. Çevrenin korunması yönünden kontrol altında tutulan madde ve atıklara ilişkin tebliğ Dış ticarette standardizasyon (2003/3) ve (2003/6) sayılı tebliğler kapsamındaki maddeler için, Çevre Bakanlığı tarafından yapılan kontroller sonucunda verilen Kontrol Belgesi, fiili ithal sırasında ilgili gümrük idarelerince aranmaktadır. Dış ticarette standardizasyon (2003/4) sayılı tebliğler kapsamındaki maddeler için, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan kontroller sonucunda verilen Kontrol Belgesi, fiili ithal sırasında ilgili gümrük idarelerince aranmaktadır. Dış ticarette standardizasyon (2003/5) sayılı tebliğler kapsamındaki maddeler için, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılan kontroller sonucunda verilen Kontrol Belgesi, fiili ithal sırasında ilgili gümrük idarelerince aranmaktadır. Dış ticarette standardizasyon (2003/1) sayılı tebliğler kapsamındaki maddeler için, Türk Standardları Enstitüsü tarafından yapılan kontroller sonucunda verilen Kontrol Belgesi, fiili ithal sırasında ilgili gümrük idarelerince aranmaktadır. Radyoaktif elementler, radyoaktif izotoplar ve bunların bileşikleri; bu bileşikleri içeren karışım ve atıklar, bunların dışında kalan izotoplar, bunların belirli bir kimyasal yapıda olsun olmasın organik ve inorganik bileşiklerinin ithalatında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'ndan uygunluk yazısı alınması zorunludur. Sivil hava taşıtlarında kullanılmaya mahsus maddelerin ithalatında, Ulaştırma Bakanlığı'nın (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden) uygunluk yazısı alınması zorunludur. Bazı patlayıcı maddelerin gümrük beyannamelerinin tescilinde, gümrük idarelerince İçişleri Bakanlığı'nın (Emniyet Genel Müdürlüğü) genel güvenlik ve asayiş yönünden uygunluk yazısı aranır. Solvent ve bazı petrol ürünleri ithalatında da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan (Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) uygunluk yazısı alınması gerekir. İşçi sağlığını ve iş güvenliğini etkileyen bazı maddelerin ithalatında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi) tarafından düzenlenecek belge aranır. Ozon tabakasını incelten maddelerin ithalatı, Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Montreal Protokolü Kopenhag Değişiklikleri çerçevesindeki düzenlemelere göre yapılması gerekir.
1 Mart 1995'den itibaren bazı Avrupa ülkeleri tarafından, kanserojen madde içerdiği belirlenen azo boyar maddelerinin üretimi ithalatı ve ihracatı yasaklanmıştır. Azo boyar maddeleri ile ilgili bu yasak tekstilden hazır giyime, deri giyim, ayakkabı, çarşaf, nevresim, yastık kılıfı gibi vücutla doğrudan teması bulunan tüm ürünler için geçerlidir. Kendi halkımızın sağlığı açısından ve aynı zamanda önemli bir tekstil ve konfeksiyon üretici ve ihracatçısı olduğumuzdan bu maddelerin ülkemizde üretimi, kullanımı, ihracatı ve ithalatı yasaklanmıştır. Gübre ithalatında da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan uygunluk yazısı alınması mecburidir. Kimyasal silahlar sözleşmesi ekinde yer alan kimyasal maddelerin ithalatı 4/4 1997 tarihli ve 4238 sayıl ı Kanun ile onaylanması uygun bulunan ve 29/4/1997 tarihli, 97/9320 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretilmesinin, Stoklanmasının ve Kullanılmasının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme hükümlerine göre yapılır.
İhracattaki Uygulamalar:
İhracatta ise bazı ürünler, ihracı ön izne bağlı mallar listesinde yer almaktadır. Söz konusu ürünlerin ihracatı için ilgili kurumlardan izin alınması gerekmektedir. Bunlar: Uyuşturucu maddeler ve 1972 tarihli Protokolle değiştirilen 1961 tarihli Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi, 1971 tarihli Psikotrop Maddelere İlişkin Sözleşme ve 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Yasadışı Trafiğinin Önlenmesine İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi kapsamındaki malların ihracatı için Sağlık Bakanlığı'ndan izin alınması gerekir. Tehlikeli Atıkların Sınırlarötesi Taşınımının ve Bertarafının Kontrolüne İlişkin Basel Sözleşmesi Kapsamındaki malların ihracatı için Çevre Bakanlığı'ndan izin alınması gerekir. Gübreler (Kimyevi gübreler hariç), zirai mücadele ilaç ve aletleri ve veteriner İlaçlarının ihracatı için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan izin alınması gerekmektedir.
Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi ile bu sözleşmeye ait protokoller ve değişiklikler kapsamındaki ihracat, 6.6.1990 tarih ve 3655 ve 3656 sayılı Kanunlarla uygun bulunan ve 8.9.1990 tarih ve 20629 sayılı RG'de yayımlanan 1.8.1990 tarih ve 90/733 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi ile Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Montreal Protokolü, 27.9.1994 tarih ve 4042 sayılı Kanunla uygun bulunan ve 28.12.1994 tarih ve 22155 sayılı RG'de yayımlanan 8.11.1994 tarih ve 94/6214 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Montreal Protokolü Değişikliğine (Londra Değişikliği) göre yapılması gerekir.
Kimyasal silahlar sözleşmesi ekinde yer alan kimyasal maddelerin ihracatı 4/4 1997 tarihli ve 4238 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan ve 29/4/1997 tarihli, 97/9320 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretilmesinin, Stoklanmasının ve Kullanılmasının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme hükümlerine göre yapılır. Ayrıca, bilindiği üzere 1.1.1996'dan itibaren AB ile gümrük birliğini gerçekleştirmiş olduğumuzdan, tüm sanayi ürünlerinde olduğu gibi kimya sanayi ürünlerinin AB'den ithalatı ve AB'ye ihracatında gümrük vergisi alınmamaktadır. AB dışı ülkelerden yapılan ithalatta ise Ortak Gümrük Tarifesi çerçevesinde AB'nin uyguladığı gümrük vergisi oranları uygulanmaktadır.
Sonuç
Bugün gelişmiş, yani sanayileşmiş, ülkelerin ekonomik gelişmelerinde "öncü sektör" olarak nitelendirilen sektörlerin başında kimya sektörü gelmektedir. Bugün bütün üretim sektörüne hizmet veren tek sektör kimya sektörüdür. Kimya sektörünün ekonomi içinde genişliğine ve derinliğine etki gücü bakımından "kimya sanayi olmadan sanayileşmenin düşünülmesi, kan dolaşımı olmadan bir insanın yaşamını sürdürebilmesini düşünmek gibi imkânsız bir şeydir".
19. yüzyılın ikinci yarısından sonra, dünya nüfusunun hızla artışı karşısında insanlık büyük bir tehlike ile karşılaşmıştır. Toplumun giderek artan ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yeni bir takım maddelerin hazırlanması lüzumu kendini göstermiştir. İşte burada kimyacılara büyük görevler düşmüştür. Meselâ, yağ tüketimi giderek büyük artış göstermiştir. Bu tüketimin çoğu sabun sanayinde olmaktadır. İşte sentetik yoldan üretilen deterjanlar sayesinde büyük miktarda yağ insan yaşamı için daha yararlı olan gıda sanayi sektörüne ayrılmıştır. Keza, yüzyılımızın sonunda altı milyarı aşacak olan dünya nüfusunun sadece pamuk ve yünden, yani tabii elyaftan giyinmesinin yaratacağı problemlere kimya sanayii suni elyaf çeşitleriyle çare getirmiştir. Gıda sanayinde ve tarımda gübre ve tarım ilâçlarının kullanılması sayesinde insanlık büyük bir açlık tehlikesinden kurtulmuştur. Bütün bu buluşlar kimyacıların araştırmaları sayesinde mümkün olmuştur. Bu gelişme sonucu olarak, kişi ve toplumlar daha müreffeh ve daha mutlu bir yaşama kavuşmuş, daha iyi şartlarda beslenme ve sağlık sorunlarının çözülmesiyle insan ömrü de uzamıştır. Bugün her toplumun, her kişinin refah düzeyi geçen dönemlere göre daha iyi düzeydedir. Bu yüzyılın başlarında 1,6 milyar olan dünya nüfusunu beslemek zorunda olan dünya, bugün 5-6 milyar insanı çok daha iyi şartlarda besleyebilir hale gelmiştir. 2020 yılında dünya nüfusunun 9 milyar, 2050 yılında 10,5 milyar olacağı tahmin edilmektedir. Bu nüfusun beslenmesi insanları düşündürmektir. Bilim ve teknolojide ilerleme bugünkü tempoda giderse tehlike mümkün mertebe azalacaktır. Genetik, biyo-teknoloji ve kîmyanın daha şimdiden yirmi birinci yüzyılın en önemli gelişme alanları olacağı düşünülmektedir. Hatta, Kimya Nobel Ödülü sahibi Fransız bilim adamı Prof. Lehn, son bir konuşmasında kimyanın 25. yüzyılın bilimi olacağını ifade etmiştir. Görülüyor ki, dünya kimyacılarına büyük sorumluluk ve görev düşmektedir. Dünya kimyacıları doğal kaynaklardan büyük ölçüde yararlanma yollarının araştırılması konularına ön planda yer vermekte ve çoğu araştırmalarını bu alanda yoğunlaştırmaktadır. Nitekim IUPAC CHEMRAWN (Chemical Researche Applied to World Needs) bu konuda yoğun bir çalışma içindedir. Kimya, insanların daha mutlu bir yaşama kavuşmaları için her türlü imkânı sağlamaktadır. Amerikan Kimya Demeğinin kuruluşunun 75nci yıl dönümü hatırası olarak hazırlanmış olan amblemin üzerinde "Chemistry, key to better living" (Kimya, daha iyi yaşamanın anahtarıdır) yazısı gerçeğin tam bir ifadesidir. 20. yüzyılda kimya Sanayindeki baş döndürücü gelişmenin, insanlık aleminin yaşantısında büyük etkisi olmuştur.
FATİH TUĞÇİN BABACAN
KAYNAKLAR
T.C. Başbakanlık (http://rega.basbakanlik.gov.tr)
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (http://pigm.gov.tr)
Dış Ticaret Müsteşarlığı (http://www.dtm.gov.tr)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (http://www.taek.gov.tr)
İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi (http://www.igeme.gov.tr)
www.turkexport.net
- Yeni yorum ekle
- 1653 okunma
-


